GÜÇ BİRLİĞİNE İLK ADIM DERNEĞİ - GBİAD

17
Ara

HAZRETİ MEVLANA – 17 ARALIK

Written by selyus. Posted in SİZDEN GELENLER

Büyük alim ve büyük şair HAZRETİ MEVLANA bugün 17 Aralık 1273 Konya’da gözlerini hayata yummuştu. Ölümün bir ayrılık olmadığı görüşündeydi. Bu yüzden bu geceye ‘Şeb-i Arus’ (Düğün Gecesi) denildi. Mevlana’nın Konya’da müze haline getirilmiş bulunan türbesi, aradan 739 yıl geçmesine rağmen, dünyanın her tarafından gelen binlerce insanın ziyaretgahıdır. Binlerce beyitlik Mesnevisi ve 12 Divanı içine alan Divan-ı Kebir’i ile tasavvuf edebiyatımızda ölümsüzleşmiş bulunmaktadır.1207 yılında Horasan’ın Belh şehrinde doğan Mevlana Celaleddin-i Rumi Arabistan’ın ve Anadolu’nun birçok yerlerini dolaştıktan sonra Sultan Alaaddin’in çağrısı üzerine Konya’ya yerleşmiştir. Büyük alim ve büyük şair HAZRETİ MEVLANA bugün 17 Aralık 1273 Konya’da gözlerini hayata yummuştu. Ölümün bir ayrılık olmadığı görüşündeydi. Bu yüzden bu geceye ‘Şeb-i Arus’ (Düğün Gecesi) denildi. Mevlana’nın Konya’da müze haline getirilmiş bulunan türbesi, aradan 739 yıl geçmesine rağmen, dünyanın her tarafından gelen binlerce insanın ziyaretgahıdır. Binlerce beyitlik Mesnevisi ve 12 Divanı içine alan Divan-ı Kebir’i ile tasavvuf edebiyatımızda ölümsüzleşmiş bulunmaktadır.1207 yılında Horasan’ın Belh şehrinde doğan Mevlana Celaleddin-i Rumi Arabistan’ın ve Anadolu’nun birçok yerlerini dolaştıktan sonra Sultan Alaaddin’in çağrısı üzerine Konya’ya yerleşmiştir.’Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız, Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.’ diyen Hazreti Mevlanayı o çok güzel şiirlerinden biri ile rahmetle, hayırlarla anıyoruz.

GBİAD
Yönetim Kurulu adına
Başkan Z.Nazan SOYER

 

Mevlana demiş ki:

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

Işığı gördüm, korktum.

Ağladım.

 

…Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..

Ağladım.

 

 

Yaşamayı öğrendim.

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar… olduğunu

öğrendim.

 

Zamanı öğrendim.

Yarıştım onunla…

Zamanla yarışılmayacağını,

zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…

 

İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…

Sonra da her insanin içinde

iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

 

Sevmeyi öğrendim.

Sonra güvenmeyi…

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu

öğrendim.

 

İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.. .

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

 

Evreni öğrendim.

Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek

Gerektiğini öğrendim.

 

Ekmeği öğrendim.

Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar

önemli olduğunu öğrendim.

 

Okumayı öğrendim.

Kendime yazıyı öğrettim sonra…

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

 

Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp dönmeyi…

Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…

 

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

 

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek

olduğunu öğrendim.

 

Namusun önemini öğrendim evde…

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el

sürmemek olduğunu öğrendim.

 

Gerçeği öğrendim bir gün…

Ve gerçeğin acı olduğunu…

Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da

“lezzet” kattığını öğrendim.

 

Her canlının ölümü tadacağını,

ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

 

Ben dostlarimi ne kalbimle nede aklimla severim.

Olur ya …

Kalp durur …

Akil unutur …

Ben dostlarimi ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur …

 

Trackback from your site.